Yüzdeki hamilelik lekelerinden nasıl kurtuluruz?

15 Ara 2009

Dr.Ahmet Maranki'nin hamilelik sonrası yüzde oluşan lekeleri gidermek için önerdiği salatalık kürü.

1 çay bardağı süt içerisine 1 adet orta boy salatalığı soyup doğrayın,
yaklaşık iki saat kadar bu karışımı bekletip sonra süzün.
Salatalıkları tülbente sararak salatalık özünün süte iyice karışmasını sağlayın.

Elde ettiğimiz bu süt salatalık karışımını cildimizin lekeli bölümüne bir parça pamuk yardımı ile sürerek yedirin.
25-30 dakika bekledikten sonra yüzünüzü ılık su ile yıkayın.
Bu kürü 15 gün süre ile uygulamaya devam ettiğiniz takdirde yüzünüzdeki çiller ve lekeler kaybolur.
Gül suyu ile sabah ve akşam yatmadan önce cildinizi temizlemeyi ihmal etmeyin...

Hamilelikte rahat uyku için öneriler

6 Ara 2009

Uykuyu kaçıran içeceklerden (özellikle kahve ve çaydan) mümkün olduğunda uzak durmaya çalışın; bu tür içecekleri az miktarda içerken dahi sütle karıştırıp içmeye çalışın.

Gece uyuyamazsanız bile takip eden gündüz uzun süreli uyumamaya özen gösterin.

Uyuduğunuz yatakta dinlenme, kitap okuma veya televizyon seyretme gibi alışkanlıklarınız varsa bunlardan vazgeçmeye çalışın. Yorulmanız ve bunun sonucunda uyuyabilme amacıyla uygun dozda fiziksel aktivite yapılabilir, ancak yatmadan en az dört saat önce egzersizi bitirmiş olmalısınız.

“Sık sık ve az az” tarifine uygun olarak küçük lokmalarla sık yemek yemeye çalışın ve iyi çiğnemeye özen gösterin.

Hazımsızlığı tam olarak önleyebilmek mümkün olmasa da ağır yemeklerden kaçınarak bunu başarabilirsiniz. Uyumadan hemen önce yemek yemeyin. Yediklerinizi hazmetmeniz için yatmadan önce bir-iki saat geçmesini bekleyin.

Uyku öncesi bir bardak ılık süt içilmesi fayda sağlayabilir.

Yemek borusu alt ucunda reflü (Gıdaların midedeki hazmı esnasında mideden yemek borusuna geri kaçması.) sebebiyle yanma başlarsa, asitli meyce suları, hardal, sirke, baharatlı gıdalar, kızarmış ve yağlı yiyecekler tüketilmemeli; yemekten hemen sonra yatar veya uzun oturur pozisyona geçilmemeli; hamileliği takip eden doktora mutlaka durum hakkında bilgi verilmelidir.

Eğer mide yanması ve nefes darlığı şikâyetiniz varsa, uyurken vücudunuzun üst bölümünü yükseltmeniz faydalı olacaktır.

Yatmadan önce ılık bir duş almak yararlı olabilir.

Uykuya yatarken özellikle göğsünüzü ve belinizi sıkmayan rahat kıyafetler giyin.

Evliliğimde Nasıl Mutlu Olabilirim?

15 Eki 2009

Kocalar veya hanımlar şekilden şekile sokulan bir mum gibi olursa evlilikler kurtulur mu, dersiniz? Eşler mutlu olur, ailelerdeki problemler biter mi? 'Bitmez' cevaplarını duyar gibiyim. Öyleyse eşleri muma çevirmeyi bir kenara bırakıp "evliliğimde nasıl mutlu olabilirim?" diye düşünelim. "Ben zaten mutluyum." diyorsanız bu mutluluğu öğleye kadar değil ölene kadar sürdürmenin yollarını arayalım.

Eşinizi muma çevirmekten vazgeçin

Şayet eşinizi mum gibi eritip istediğiniz şekle sokmayı düşünürseniz baştan kaybedersiniz. Çünkü eşinizin çocukluktan beri alışıp geldiği alışkanlıkları bir anda değiştirmek kolay olmadığı gibi; böyle bir şeye kalkışmak da doğru değildir. "Eşimi nasıl değiştirip istediğim şekle sokarım?" diye düşünen eşler, "Eşimle frekanslarımızı nasıl tutturabilirim? Onunla nasıl uyum sağlayabilirim?" diye düşünürlerse mutlu olmak için ilk adımı atmış olurlar. Diğer adımlar, arkadan kendiliğinden gelir.

Evliliğinizi güç savaşına çevirmeyin

Eşlerden birinin ötekine "istediğim gibi olacaksın. Her dediğime evet diyeceksin. Bu evde ben ne dersem o olacak" şeklindeki dayatmaları, eşini bir robot gibi görüp onu uzaktan kumandayla idare etmeye kalkışmasıdır. Hiçbir eş idare edilmekten hoşlanmaz. O zaman evlilik bir güç savaşına döner. Oysa evlilik güç savaşı değil ki, "ben güçlüyüm, idareyi elime geçireceğim" diye düşünülsün. Evlilikte, yan yana, el ele ve omuz omuza olunmalıdır.

Eşinizi boğmayın

Kimi eşler, "eşimin ipini sıkı sıkıya tutayım ki, bir yere kaçmasın" düşüncesine kapılıyor. Ne var ki, evlilik Hacivat-Karagöz oyunu olmadığından ipleri sıkı tutmak bir işe yaramaz. Eşler kendi dünyalarında ne kadar hür olur, eşlerinin olur olmaz soruları, yersiz kıskançlık ve evhamlarıyla boğulmazsa o kadar huzurlu yaşarlar. Yersiz evhamlar bir insanın başından naylon torba geçirmek gibidir. Havasızlıktan bunalan kişi ölüm tehlikesi geçirip can havliyle o torbayı paramparça edebilir.

Eşiniz, yenmeniz gereken düşman değildir

Evliliğinizi, savaşa çıkmak için kılıçların kuşanıldığı, silahlara mermilerin yerleştirildiği, makineli tüfeklerin hazır edildiği bir meydan olarak görmeyin. Hangi savaş insanı mutlu etmiş ki? Zaferi kazansanız bile kaybedenin can düşmanınız değil hayat arkadaşınız olduğunu unutmayın. Evliliğinizi saadet ülkesine yelken açılan bir huzur limanı olarak görün. Evlilik masasına savaş sonrası barış anlaşması imzalamak için değil, mutluluk yemeğini yemek için oturun. İşte o zaman eşinizi mum gibi yapabilirsiniz. Ama eritilip şekilden şekile sokulan değil, evlilik yolunun karanlığını aydınlatan bir mumdur o artık.

Ev Dekorasyonunda Renklerin Önemi

25 Eyl 2009

Ev dekorasyonunda seçeceğimiz renkler yaşantımızı etkiler. Renklerin üzerimizde psikolojik ve duygusal etkileri vardır. Bulunduğumuz ortamdaki renkler sayesinde kendimizi neşeli, sinirli veya duygusal hissedebiliriz. Bu yüzden yaşadığımız ortamların ev veya iş yerimizin dekorasyonunda renklerin diline dikkat etmeliyiz.

Mavi ve Tonları
Mavinin birçok anlamı vardır. Her şeyden önce mavi sakinleştirici ve dinlendirici bir renktir. (masmavi bir gökyüzü ya da mavi bir deniz gibi) Müşterilerinde bu etkiyi uyandırmak isteyen firmalar (genelde bebek ürünleri, spa merkezleri ve ilaç firmaları) bu rengi tercih ederler. Mavi güvenirliği, dürüstlüğü ve kaliteyi de temsil eder. O yüzden evinizde mavi ve tonlarını kullanacaksanız misafirlerinize işte bu duyguları vereceksiniz demektir.

Mavinin bir diğer (ve kesinlikle en güzel) özelliği ise iştah kapatma etkisidir. Mavi tonlarla döşenmiş bir yatak odasında veya oturma odasında durup dururken açlık krizlerine girme olasılığınız oldukça düşük olacaktır. Hayatınız boyunca rejim mi yaptınız?

Oturma odanızın rengini değiştirin ve bir de şimdi kilo vermeyi deneyin! İlginçtir ki Araplar mavinin kan akışını yavaşlattığına inanırlar. Nazar boncuğu o yüzden maviymiş. Avrupa’da intihar vakalarını azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlarmış. Duvarları mavi olan okullarda ise çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmış!

Yeşil ve tonları

Doğada gördüğümüz bir diğer renk ise yeşildir. Yeşil ve tonları da mavi kadar dinlendirici ve sakinleştirici olabilir. Bize genelde kırları ve ağaçları hatırlatır. Bunun yanı sıra ilginç bir gerçek de yeşilin insan gözü tarafından en kolay ve güzel algılanan renk olmasıdır. (Acaba bu yüzden doları Türk Parasından daha çok seviyor olabilir miyiz?) Ayrıca bir rivayete göre de kalbimiz, bu rengin yaydığı enerji alanındaymış. Doğanın ve baharın rengi olan yeşil kesinlikle güven veren renkmiş. (Fark ettiyseniz birçok bankanın rengi yeşil ağırlıklıdır) Bir ilginç nokta daha: yeşil ile dekore edilmiş yerlerde yaşayan ve vakit geçiren insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği ispatlanmış!

Mor ve tonları

Eğer renklerin arasında bir asalet sıralaması yapılsaydı, mor ve tonları kesinlikle en üst noktada olurdu. Mor, bilgeliği, sempatiyi, onuru ve asaleti simgeler.

Eski çağlardan beri de ihtişam ve lüksün son basamağı olarak düşünülür. Tarih kitaplarının anlattığına göre, yüksek sınıflar, saray mensupları ve kraliyet aileleri illa mor giyerlermiş.

Mor, aynı zamanda nevrotik duyguları açığa çıkartır ve bilinçaltını temsil edermiş. İntihar edenlerin en beğendiği rengin mor olduğunu da belirtmeden geçmeyelim! Tam oturma odanızı mor aksesuarlarla bezemeden önce br düşünmenizde fayda var!

Kırmızı ve tonları

Bu rengi çok seviyorsanız dikkat edin! Ne kadar güzel ve çekici bir renk olsa da kırmızı insanı sinirli, huzursuz ve aç hissettirir! Devamlı bir şeyler yemek istediğiniz şu fast food markalarını bir hatırlayın? Mc Donalds, Burger King, Kentucky, Arbys’, Pizza Hut, Dominos? Hepsinin en büyük ortak özelliği KIRMIZI logoları oluşu değil mi?

Peki, her ne kadar canlılık ve dinamizm ile ilgili bir renk olsa da aslında mutluluğu temsil ettiğini biliyor musunuz? Eğer evinizin bir odasında kullanmak isterseniz dışarıdan gören bir insan sizin için şunları düşünecektir: “Bu kişi fiziksel olarak atak, canlı ve duygusal olarak da bir işi sonuna kadar götüren azimli ve kararlı biri olmalı”

Unutmayın, kesinlikle ama kesinlikle iştah açar! Tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır. Eğer siyah veya grinin tonlarıyla beraber kullanırsanız ortaya çok sofistike bir görüntü çıkacaktır.

Sarı ve tonları

Sarı güneşlidir, meyvelidir ve dikkatlidir!

En dikkat edilen yazıların sarı üzerine siyahla yazılanlar olduğu keşfedilmiştir! (taksileri düşünün) Aynı zamanda zekâyı, inceliği ve pratikliği de simgeler.

Sarı bir yandan da hüzün ve özlemin rengi olarak da sayılabilir.

Eğer bir odanızı sarı ağırlıklı döşeyecekseniz çok çok aşırıya kaçmamaya, yanında mutlaka zıt renkler kullanmaya özen gösterin.

Portakal ve tonları

Portakal tam manasıyla kişileri hipnotize eden bir renktir. Yapılan araştırmalar portakal rengin beyinsel aktiviteyi en hızlı duruma getirdiğini ve yaratıcılığı arttırdığını kanıtlamıştır.

Portakal aynı zamanda “dikkaatt ben burdayımm” diye bağıran bir renk olduğu için çocukların da çok ilgisini çeker.

Oyun çağına gelmiş bir çocuğunuz varsa odasında portakal tonlar kullanmak onu çok daha yaratıcı ve hareketli yapacaktır!

Siyah ve tonları

Siyah renk, renklerin arasında en asil olanıdır. Modern aynı zamanda retro, ve yüksek sınıfın tercih ettiği bir renktir. Gücü ve tutkuyu temsil eder, gizemli ve ciddidir. Beyaz ile birlikte kullanıldığında son derece dikkat çekici olur.

Fakat aynı zamanda duygusallığı ve hüznü de simgeler. İlginçtir, Türkiye’de ve Avrupa’da siyah renk matemi temsil ederken, Japonya'da mutluluktur. Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır. Einstein bir şeye konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan odaları tercih edermiş!

Hamilelik sonrası fazla kilolardan kurtulma...

7 Tem 2009

Doğumdan sonra fazla kilolardan kurtulmak için dikkat edilmesi gereken noktalar.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Süt kalitesinin iyi olması emzirme dönemindeki yeterli ve dengeli beslenme ile bağlantılıdır. Bu dönemde dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır.

• Öncelikle emzirmenin yoğun olduğu ilk 6 ayda kilo vermek için hiçbir zayıflama diyeti uygulamayın.

• Özellikle yağlı yemekler yapmaktan kaçının. Daha çok ızgara veya buharda pişirme yöntemlerini kullanın.

• Emzirme döneminde zayıflama diyeti uygulamayınız. Ancak aşırı yağlı, unlu ve şekerli gıdaları çok fazla tüketmemeye çalışınız.

• “Sütüm olacak” diye kilolarca tatlı yemenize gerek yok. Çünkü şeker ve şekerli besinler sütünüzü artırmaz.

• Aspirin bile olsa, doktorunuza başvurmadan ilaç almamalısınız. Bunlar sütünüze geçebilir veya sütünüzün azalmasına neden olabilir.

• Doğumdan sonra emzirme döneminiz içerisinde günlük 2,5-3 litre sıvı almaya özen gösteriniz. Hazır meyve suları ve asitli içecekler yerine, az şekerli komposto suyu ve taze sıkılmış meye sularını tercih ediniz.

• Hamilelikle birlikte aldığınız fazla kilolardan kurtulmak için ayda 1-2 kilodan fazla vermemelisiniz.

• Canınız tatlı yemek istediği zaman sütlü tatlıları tercih ediniz. Böylece hem kilo kontrolü açısından hem de kalsiyum alımı açısından iyi bir tercih yapmış olursunuz.

• Şekerli gıdalarda şeker yerine pekmezi tercih ederek kansızlığa karşı önlem almış olacaksınız.

• Bazı besinlerdeki gaz yapıcı öğeler sütünüze geçebilir bu da bebeğinizin rahatsız olmasına neden olabilir. Bu besinleri tüketirken dikkati olunuz. Bu besinler arasında; süt, yoğurt, karnıbahar, brokoli, lahana yer almaktadır. Yalnız unutulmamalıdır ki gaz yapacak besinler kişiden kişiye değişklik gösterebilmektedir.

• Kansızlığa neden olabileceği için yemekler ile birlikte çay tüketmemeye dikkat ediniz. Yemek yedikten 1-2 saat sonra açık ve limonlu olarak tüketebilirisiniz.

• Kaynaklarda tatlandırıcı kullanmanın bir sakıncası olmadığı söylense bile anne sütü verdiğiniz süre içerisinde tatlandırıcı ve tatlandırıcı ile yapılmış ürünlerden uzak durmaya özen gösteriniz.

• Anne sütüne geçtiği için bebeği etkileyeceğinden emzirme döneminde alkol kullanımı sakıncalıdır.

Hamileliğiniz sırasında “biz artık iki kişiyiz” mantığıyla aldığınız kilolar doğum sonrasında sizi iyice rahatsız etmeye başlar. Çünkü amacınıza ulaşmış; bebeğinizi dünyaya getirmişsinizdir. Geriye kalan fazla kilolarınızdan nasıl kurtulacağınızdır. Ancak doğum sonrasında(eğer emzirmenize bir mani yoksa) en az altı ay bebeğinizi emzireceğinizden beslenmenizdeki ayarlamaları bu koşula göre yapmalısınız. Ayrıca şunu da ilk madde olarak belirtmekte fayda var ki bebeğinizi emzirmek kilo vermenizi kolaylaştıran en etkili yöntemdir. Çünkü emzirme sırasında bazal metabolizma hızı denilen vücudun harcadığı enerji, normal dönemden daha fazladır. Bu nedenle, bu dönemde uygulanan sağlıklı bir beslenme programı ile hem kilo vermek kolaylaşıyor hem de bebeğinizi daha kaliteli sütle beslemiş oluyorsunuz. İlk maddesi emzirmek olan bu 11 maddelik listemiz ise beslenmenizdeki yeni düzenlemeler için size yol gösterici olabilir.



Beslenmede 11 Püf Noktası

1- Kalorilere Dikkat!
Şu anda her lokmanız bir zamanlar içinizde gelişmekte olan bebeğinizle paylaştığınız kadar önemli olmasa da, besin seçiminiz süt kaliteniz açısından önem taşımaktadır. Özellikle yeni bir anne olarak çok daha fazla enerjiye ihtiyacınız olacak. Bu nedenle eğer emziriyorsanız hamilelik öncesi ağırlığınızı korumak için almanız gereken kalori miktarına günde 400 ile 500 ekstra kalori eklemeniz gerekiyor.

2- Proteinler; Beslenmenin Yapı Taşları
Hamileliğiniz boyunca aldığınız proteinler, yavrunuz henüz bir embriyo iken onu sağlıklı bir bebeğe dönüştürmek için gerekli olan hücrelerin meydana gelmesini sağlayacak oluşumda en büyük görevi üstlendi. Şimdi ise, yeterli ve dengeli bir beslenme uygulamak için proteinlere ihtiyacınız bulunmaktadır. Enerjinin %15’i proteinlerden gelmelidir. Et, tavuk, balık, yumurta ve kurubaklagiller proteinler zengin olan besinlerdir. Ayrıca bu besinler B grubu vitaminleri, demir ve çinko açısından da zengindir.

3- Kalsiyum; Gelecek İçin Önemli
Bu dönemde kalsiyum ihtiyacınızı tam anlamıyla karşılamak en çok dikkat etmeniz gereken konulardan biridir. Günlük beslenme içerisinde 3 porsiyon süt ve süt ürünleri tüketmek yeterli olacaktır. Kilo kontrolü açısından az yağlı olanları tercih edebilirsiniz.

4- Doğal Vitamin Kaynakları Sebze ve Meyveler
Meyve ve sebzelerde hayati önem taşıyan vitaminler ve mineraller bulunur. Her öğünde mutlaka sebzeve meyve tüketmeye çalışınız. Pişirme şekli vitamin ve mineral içerikleri üzerinde etkilidir. Bu nedenle sebzeler önce yıkanıp sonra mümkün olduğu kadar büyük parçalar şeklinde çiğden olacak şekilde pişirilmelidir.

5- Demir Açığınızı Mutlaka Telafi Edin
Vücuttaki demir eksikliği hamilelik döneminde birçok kadının karşısına çözülmesi gereken bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Bunun için hamilelikte demir ihtiyacına yönelik beslenmenin yanı sıra doktorun önerdiği şekilde dışarıdan demir takviyesi yapılıyor. Çünkü hamileliğin ikinci yarısında bebeğiniz, demir depolarını oluştururken sizin demir depolarınızdan yararlanır. Bu nedenle, doğum sonrasında da devam eden demir eksikliğinizi gidermek için öğünlerinizi demir yönünden zenginleştirmek için kırmızı et, pekmez, yumurta sarısı günlük beslenmeye eklenmelidir.Yiyeceklerle beraber alınan demirin vücutta kullanılmasını önemli ölçüde engelleyen çay tüketimini ise mümkün olduğunca azaltmalısınız. Ayrıca demir emilimini arttırmak için C vitamini içeren besinler ile tüketilmesi daha iyi olacaktır. Salata, taze sıkılmış meyve suları gibi.

6- Folik Asiti İhmal Etmeyin
Emzirme döneminde de tıpkı hamileliğinizde olduğu gibi folik asit yönünden zengin besinler tüketmelisiniz. Folik asit en fazla yapraklı yeşil sebzeler, karaciğer, böbrek, yumurta, kabuklu tahıllar, ceviz, badem, fındık, fıstık, mercimek, baklagiller ve taze sıkılmış portakal suyunda bulunuyor.
Hamilelikte ve emzirme süresinde 400-800 mikrogram alınması gerekiyor. Bu miktarı besinlerle karşılamak zor olduğu için vitamin haplarıyla açığı kapatabilirsiniz. Ayrıca folik asit vücutta depolanamadığı için her gün almak gerekiyor.

7- Yağlarlardan Uzak Durun
Enerjinin %30’u bu gruptan sağlanmalıdır. Özellikle n-3, n-6 ve n-9 yağ asitleri örüntülerine dikkat edilmelidir.n-3 yağ asitleri deniz ürünleri özellikle yağlı balıklarda( somon, uskumru), soyayağı, kanola yağı, yumurta sarısı ve anne sütünde bulunmaktadır. n-6 yağ asiti; soyayağı, ayçiçek ve mısırözü yağında bulunmakta, n-9 yağ asiti ise fındık ve zeytinyağında bulunmaktadır.

8- İyotlu Tuz Dostunuz
Hamilelik dönemi vücudun iyot gereksiniminin arttığı bir dönem. Çünkü hamilelikte görülen iyot eksikliği düşük, ölü doğum ve bebek ölümlerinde artmaya neden olurken, bebeklerde zeka geriliğine, sağırlık ve cüceliğe neden oluyor. Emzirme döneminde iyotlu tuz kullanmak iyot ihtiyacını karşılamak için yeterli olacaktır. Tuzu kapalı ve ışık almayan yer saklayınız.

9- Bol Bol Sıvı Tüketin
Doğumdan sonra emzirme döneminiz içerisinde günlük 2,5-3 litre sıvı almaya özen gösteriniz.Bu miktar sıvının tamamını su ile tamamlayabilirsiniz veya hazır meyve suları ve asitli içecekler yerine, az şekerli komposto suyu ve taze sıkılmış meyve sularını tercih ediniz.

10- Vitamin Takviyesi Gerekebilir
Emzirme dönemi içerisinde doktor tavsiyesi ile ek vitamin takviyesi alınabilir. Bu noktada sebze-meyvede bulunan doğal vitaminlerden daha fazla yararlanabilmek için ;meyve suları sıkıldıktan sonra yarım saat içinde tüketlimeli, salata yaparken mümkün olduğu kadar az bıçak ile işlem uygulanmasına dikkat edilebilir. Ayrıca salatanın limonu yemeden hemen önce sıkılmasına dikkat edilmelidir.

11- Enerji İçin Karbonhidrat Tüketiniz
Emzirme döneminde hamilelikte olduğu gibi günlük enerjinin %55-60’ını karbonhidratlardan sağlamanız gerekmektedir Burada dikkat edilecek nokta şeker gibi basit karbonhidrat yerine pilav, makarna, patates, ekmek gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Kilo kontrolü sağlamak açısından iyi olacaktır.

Dyt. Ayşe Korkmaz

Design by Blogger Templates